image

MİNERALLERİN İŞLEVLERİ

En temel minerallerin birkaçını ve vücudumuzdaki işlevlerini sizler için derledik.

ADIMLAR MİKRO GÖREVLER MAKRO!


Doğada bulunan minerallerin hepsi insan vücudunda da vardır. Vücudumuzun çok küçük bir bölümünü, yaklaşık %6’sını oluşturuyor olsalar da yaşamsal fonksiyonların sağlıklı çalışmasında büyük rol oynarlar. Mineraller, canlıların sentezleyemediği, su ve besinlerle dışarıdan alınması gereken inorganik maddelerdir. Ter ve idrar yoluyla vücuttan atıldıkları için düzenli olarak vücuda geri alınması gerekir. 


En temel minerallerin birkaçını ve vücudumuzdaki işlevlerini sizler için derledik. 

Kalsiyumdan başlayalım… İnsan vücudunda en çok bulunan mineral olan kalsiyum, kemik, iskelet ve dişler için çok önemlidir. Kalbin sağlıklı çalışmasında, kanın pıhtılaşmasında, kas gerginliğin sağlanmasında ve gebelik sonrası süt yapımında önemli bir rolü vardır. Kalsiyum eksikliğine bağlı olarak çocuklarda raşitizm hastalığı, yetişkinlerde de kemik erimesi anlamına gelen osteomalazi hastalığı görülebilir. Kalsiyumun vücuda gereğinden fazla alınması ise kireçlenmeye ve böbrek taşı oluşumuna neden olur. 


En önemli minerallerden biri de magnezyumdur. Bu mineral, enzimleri etkin hale getirerek vücuttaki enerji üretimini sağlar. Kalsiyum nasıl kasın kasılmasını sağlıyorsa magnezyum da kasın gevşemesinden sorumludur. Aynı zamanda sinir sisteminin düzgün çalışması için önemli bir mineraldir. Yaklaşık olarak 300 kimyasal reaksiyonda görevi olan magnezyum, kalp atışı ve midedeki asiditeyi dengelemesinin yanı sıra bağırsakların çalışmasını da destekler. Yeteri miktarda alınmadığında ruhsal bozukluk, kronik yorgunluk, yüksek tansiyon, karaciğer ve böbrek fonksiyonlarında bozulma, huzursuz bacak sendromu gibi birçok rahatsızlığa yol açabilir. 


İnsan vücudunda en çok bulunan üçüncü mineral potasyumdur. Sodyumla birlikte çalışarak hücrelerin sıvı ve elektrolit dengesini sürdürme görevini üstlenir. Sinir ve kas fonksiyonlarını destekler. Kalp ritminin düzenlenmesi gibi hayati bir rolü de vardır. Tansiyonun dengelenmesi ve kasların kasılıp gevşeme ritminin düzenlenmesi de potasyum sayesinde gerçekleşir. Potasyum eksikliği cilt kuruluğu, kavrama bozukluğu, aşırı terleme, baş ağrısı, bulantı, bitkinlik, kramp gibi rahatsızlıklara yol açar. Fazla alındığında da el ve ayakta karıncalanma meydana gelir, böbrek ve kalp sorunlarına neden olur. 


En önemli minerallerden olan sodyum, besinlerin hücre duvarından geçişini sağlamakla görevlidir. Vücudun suyunu dengeler, kalbin ritmini korur, sinir iletişimlerini sağlar. Terleme yolu ile vücudumuz sodyum kaybeder. Sodyum eksikliği tansiyon düşüklüğüne, halsizliğe, hafıza bozukluğuna ve depresyona yol açar. Vücuttaki sodyum fazlalığı ise ödem yapmakla birlikte tansiyonun yükselmesine ve böbreklerde fonksiyon bozukluğuna sebep olur. 

 

Bahsedeceğimiz bir diğer mineral ise florürdür. Bu mineral kemik ve diş sağlığına katkıda bulunsa da, fazla alındığı takdirde dişlerde kalıcı sararmalara yol açar. Özellikle içme suyunda yüksek oranda olmamalıdır. Bağışıklık sistemini çökertmek, üreme sistemini olumsuz etkilemek ve çocuklarda zeka geriliği, florür fazlalığının başlıca zararları arasında sayılabilir. 
Tiroid bezinin sağlıklı çalışması için ihtiyaç duyduğu iyot minerali, özellikle çocukların gelişimi için çok önemlidir. Eksikliğinde zeka geriliği, metabolizma bozukluğu, normal olmayan kilo artışları gibi çeşitli rahatsızlıklar görülebilmektedir. Çinko, bağışıklık sistemini güçlendiren minerallerin başında gelir. Yaraların iyileşmesini ve hücre onarımını sağlar. Hemoglobin adı verilen kan proteininin üretilmesi için ihtiyaç duyulan mineral ise demirdir. Demir eksikliği kansızlığa yol açar ve halsizlik, baş dönmesi, saç dökülmesi, kalpte çarpıntı gibi rahatsızlıkları beraberinde getirir.